14 Şubat 2015 Cumartesi

Divan Edebiyatı

DİVAN EDEBİYATI

  • Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır.
  • “Klasik Türk Edebiyatı”, “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Havas Edebiyatı” adları ile de anılır.
  • Belirli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat; şairlerin, şiirlerini “Divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “Divan Edebiyatı” adıyla ifade edilmektedir.
  • Divan edebiyatının ilk ürünleri olan Kutadgu Bilig, Atabetü’l- Hakâyık gibi eserler daha Orta Asya’da iken(11.ve 12 .yy.da) verilmiştir.
  • Anadolu’ya göçen Türkler, Divan edebiyatını burada da sürdürmüşler, yeni eserler vermişlerdir.
  • Divan edebiyatı 11.yy.dan 1860’a kadar ürünler vermiştir.
  • Bu edebiyatta hem şiir hem düzyazı alanında eserler vardır; ancak Divan edebiyatı, şiir ağırlıklı bir edebiyattır.
  • Nazım birimi beyittir.Dörtlük ve bentlerle yazılan şiirler de vardır.
  • Konular oldukça sınırlıdır: “İslam mitolojisi, klasik aşk öyküleri,kadın, şarap, din ve tasavvufla ilgili konular ile bazı felsefi düşünceler” en çok işlenen konulardır.
  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Tüm şairlerin kullandığı mazmunlar (klişeleşmiş,kalıplaşmış sözler) aynıdır. “servi”_”boy” yerine; “ok”_ “kirpik” yerine kullanılır.
  • Dil süslü ve sanatlıdır.Arapça ve Farsça kelime ve tamamlamalara sıkça yer verilir.
  • Şiirde konu bütünlüğü aranmaz.Beyit bütünlüğü esastır.Her beyit ayrı bir konuyu işler.
  • Anlamdan çok söyleyiş önemlidir.Ne söylediği değil nasıl söylediği önemlidir.
  • Kafiye, göz içindir. Genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.
  • Şiire başlık konmaz.Her şiir, redif veya türünün adı ile anılır.
  • İnsanın iç dünyasına yönelik, soyut ve kitabî bir edebiyattır.
  • Özgün değil taklitçidir.(Arap ve Fars edebiyatları etkisindedir.
  • Nazım biçimi olarak gazel, kaside, rubai gibi Arap ve Fars edebiyatlarından alınan nazım şekilleri kullanıldığı gibi tuyuğ ve şarkı gibi; divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı nazım şekilleri de kullanılmıştır.
  • Divan şiiri, kuralcı bir şiirdir. Divan şiirinde konudan çok konunun işlenişi ( üslup, anlatım ) önemlidir. Aynı konu, birçok şair tarafından değişik biçimlerde anlatılmıştır.
  • Şiirde en küçük nazım biçimi tek dizeden oluşur.Bir manzum parça içinde yer almayan böyle dizelere “mısra-ı azâde” denir.
  • Şiirde, tasavvuf, Sebk-i Hindî ve Mahallîleşme akımlarının etkileri görülür.
  • Divan şiirinde Âşık Paşa, Nedim ve Şeyh Galip heceyle birer şiir denemesi yapmışlardır.

DİVAN EDEBİYATI DÜZYAZISININ (NESRİNİN) ÖZELLİKLERİ
  • Divan edebiyatında düzyazı ikinci plandadır.
  • Divan düzyazısı “inşâ”; düzyazıyla uğraşan kişiler “münşî”; düzyazıdan oluşan eserler de “münşeât” olarak adlandırılmıştır.
  • Divan düzyazısında bir düşünceyi anlatmaktan çok, onu süslü bir biçimde ifade etmek önemli sayılmıştır.
  • Cümleler oldukça uzun ve sanatlıdır.
  • Yer yer  çok ağır bir dil kullanılmıştır.
  • Süslü nesirde “seci” adı verilen “içuyak”lara yer verilmiştir.
  • Noktalama işaretleri yoktur.
  • Divan edebiyatında düzyazı 3 bölümde incelenir: 
    Sade nesir, 
    Orta nesir, Süslü nesir.

A-SADE NESİR
  • Halk için, sade bir dille yazılır, temelde konuşma dili özelliğini kaybetmemiştir.
  • Sade nesir, “kolay anlaşılır olma”yı esas almıştır.
  • Din ve tasavvuf konulu bazı eserlerde, ahlâk kitaplarında ve tarihle ilgili kitaplarda halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır.
  • Sade nesirde yabancı sözcükler az kullanılmıştır.
  • Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”si, Mercimek Ahmet’in “Kâbusname”si, Kul Mesut’un  “Kelile ve Dimne” çevirisi ile Kâtip Çelebi’nin bazı eserleri sade nesrin örnekleridir.

B-ORTA NESİR
  • Halkın konuştuğu dilden ayrılmış, yer yer süslü nesrin niteliklerini taşımakla beraber anlatmak istediğini anlaşılır bir şekilde ortaya koyan nesirdir.
  • Bu nesir türüne daha çok tarihle ilgili kitaplarda, Divan şairlerinin yaşamlarından söz eden tezkirelerde ve vakanüvistlerin eserlerinde rastlanır.
  • Âşıkpaşazade, Naimâ, Peçevî…gibi tarih yazarlarının eserlerinde orta nesir özellikleri görülür.

C-SÜSLÜ NESİR
  • Ustalık göstermek amacıyla yazılmış, yabancı kelimeler ve tamamlamalarla yüklü şekillerin kullanıldığı söz ve anlam sanatlarıyla dolu, bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle örülmüş,güç anlaşılır bir nesirdir.
  • Süslü nesirde “seci”lere çok yer verilmiş,şiirsel bir dil kullanılmıştır.
  • Sinan Paşa’nın “Tazarruname”si süslü nesrin tipik bir örneğidir.
  • Bunun yanında Veysî, Nergisî gibi sanatçılar bu nesrin ünlü temsilcileridir.



DİVAN EDEBİYATINDA NESİR (DÜZYAZI) TÜRLERİ

TEZKİRE:
  • Ünlü kişilerin hayat öykülerinin toplandığı eserdir.
  • İlk kez İran’da ortaya çıkmıştır.
  • Türk edebiyatının ilk tezkiresi, Ali Şir Nevai’nin Mecalisü’n-Nefais’tir.
  • Şairlerin hayat hikayelerini anlatan tezkirelere “Tezkiretü’ş-Şuara”; din adamlarının hayat hikayelerini anlatan tezkirelere “Tezkiretü’l-Evliya” denir.

TARİH:
  • Geçmiş olayları, geçmiş belli bir dönemi anlatan sanatlı düzyazıdır. “Peçevî Tarihi, Naimâ Tarihi

SEFARETNAME:
  • Siyasi bir görevle yurt dışına gönderilen elçilerin, devlet adamlarının gittikleri yerin durumuna ilişkin izlenimlerini, görüşlerini anlatan eserlerdir.
  • Bu tür eserlerin en önemlisi, Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet’in  “Sefaretname” adlı eseridir.

SEYAHATNAME:
  • Yazarların gezip gördükleri yerlerden edindikleri izlenimleri anlatan eserlerdir.
  • En önemlisi, Evliya Çelebi’nin “Seyahatname” adlı eseri ve Pirî Reis’in “Kitab-ı Bahriye” adlı eseridir.
  • Türk edebiyatında ilk seyahatname örneği, Ahmet Fakih’in “Kitab-ı Evsaf-ı Mesacid-i Şerife” (Peygamberimizin mescidinin güzellikleri   anlatılır) adlı eseridir

SİYASETNAME:
  • Devlet adamlarına, yöneticilik sanatına ilişkin bilgiler veren edebi eserlerdir.
  • Genellikle padişahlar için kaleme alınmıştır.
  • Siyasetnamelerde padişahların sahip olması gereken nitelikler, saltanatın koşulları ve kuralları, ideal devlet örgütünün nasıl olması gerektiği, kötü yönetimin zararları anlatılır.
  • En ünlüsü; Selçuklu veziri Nizamülmülk ’ ün Melikşah’ın isteği üzerine kaleme aldığı“Siyasetnamesi”dir.İlk siyasetname  örneği; Yusuf Has Hacib ’in “Kutadgu Bilig” adlı eseridir.

MÜNŞEAT:
  • Sanatlı nesir türünde yazılan bir edebi türdür.
  • Münşeatlarda konu birliği yoktur.
  • Resmi yazılardan oluşan münşeatlar, genellikle devlet büyüklerince kaleme alınmıştır.
  • Şairlerin mektuplarından oluşan münşeatlar da vardır: En önemlisi Fuzuli’nin Şikayetname adlı eseridir.
  • Veysî ve Nergisî münşeatlarıyla ünlüdür

KISAS-I ENBİYA:
  • Peygamberlere ait kıssaları içeren eserlerdir.
  • Türk edebiyatında ilk kısas-ı enbiya Çağatay hükümdarı Termaşir’in emiri Nasuriddin Tokboğa’nın emri üzerine Rabguzi’nin kaleme aldığı “Kısas-ı Enbiya” adlı eserdir.
  • Tanzimat Dönemi’nde Ahmet Cevdet Paşa’ nın Kısasü’l-Enbiya ve Tevarih-i Hülefa adlı eserleri önemlidir

SURNAME:
  • Sünnet, düğün, şenlik gibi sevinçli olayları anlatan eserlerdir.


DİVAN ŞİİRİ NAZIM BİÇİMLERİ

1- Beyitle Kurulanlar

GAZEL:
  • Aşk, ayrılık, hasret,felsefi ve didaktik düşünceler, ölüm gibi lirik konuların işlendiği şiir türüdür.
  • Konu yönünden Halk şiirindeki “koşma”ya benzer.
  • Türk edebiyatına Arap edebiyatından girmiştir.
  • Aruzun her kalıbıyla yazılabilir.
  • İlk beytine‘matla’ son beytine ‘makta’denir.
  • En güzel beyite  “beytü’l-gazel” denir. 
  • Son beyitte şairin mahlası yer alır.Makta beytine “Tac-beyit” de denir.
  • Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna “yek-ahenk gazel” denir.
  • Genellikle gazelin beyitleri arasında konu birliği yoktur.Bütün beyitleri aynı güzelliğe sahipse “yek- avaz gazel” denir.
  • Beyit sayısı 5-15 beyit arasındadır.
  • İlk beyit kendi arasında kafiyelidir.Diğer beyitlerin ikinci beyitleri birinci beyit ile kafiyelidir.Yani aa,ba,ca,da,ea şeklindedir.
  • Aşkın verdiği mutluluğu,sıkıntıyı,sevgiliden yakınmayı,sevgiliye karşı yakarışları, içli ve duygulu olarak anlatan gazellere “âşıkâne(garami,lirik)gazel” adı verilir. Divan edebiyatında bu alanın tek temsilcisi Fuzûli’dir.
  • Genellikle içkiyi, içki zevkini, içki ile ilgili düşünceleri, hayata karşı kayıtsızlığı, yaşamaktan zevk almayı konu olarak işleyen gazellere “rindâne gazel” denir.Bu türde en başarılı sanatçı Bâki’’dir.
  • Kadını ve aşkın güzelliklerini konu alan, zarif ve çapkın bir anlatımla söylenmiş gazellere “şûhâne gazel” denir.Nedim bu yoldaki gazelleriyle tanınmıştır.Bu tür gazellere Nedimâne gazel de denir.
  • Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yansıtan, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellere “Hikemî gazel” denir. Nâbi bu tarz gazelleriyle ün kazanmıştır.


KASİDE:
  • Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere denir.
  • Arap edebiyatından geçmiştir.
  • Kafiye düzeni gazelin kafiye düzeniyle aynıdır.
  • İlk beytine “matla”; son beytine “makta” denir
  • Kimi kasidelerde fahriye  ve tegazzül bölümleri olmayabilir.Ama diğer bölümlerin bulunması zorunludur.
  • Şair mahlasının bulunduğu beyte taç beyit denir.
  • En güzel beytine “beytü’l - kasid “ denir.
  • En az 31(33)en fazla 99 beyit olur.
  • Kasidelerin özel bir adı yoktur. Adlandırma nesib bölümünde işlenen temaya, uyağın son harfine ya da rediflere göre yapılır:“Bahariye,ramazaniye, şitaiye ,…” vb.
  • Kimi zaman kasideyi oluşturan beyitlerin dize ortalarında uyaklı olduğu görülür. Bunlara “musammat kaside” denir.
       *Kaside belli bölümler halinde yazılır.

a) Nesib ya da Teşbib: Kasidenin ilk bölümüdür. Bahar mevsimi , kış manzaraları betimlenir ya da kurban ve ramazan bayramı anlatılır.Genellikle kasidenin en uzun ve sanatlı bölümüdür. Kasidelere ismini veren bölümdür.
b) Girizgah: Nesib bölümünden asıl konuya geçişi ifade eden bir veya birkaç beyittir . Nükteli, ince sözlerin söylendiği  bölüm.
c) Medhiye : Asıl anlatılmak, övülmek  istenen kişi için ne denecekse açıklanır .Asıl bölümdür.
d)Fahriye: Şairin kendini övdüğü ve diğer şairlerle karşılaştırdığı bölümdür.
e)Tegazzül :Kasideyle ayni ölçüde ve uyakta gazel yazılır.
f)Dua:Şair övdüğü kişinin başarılarının devamlı olması, ömrünün uzun olması için dualar eder iyi dileklerde bulunur

*Kasideler konularına göre de değişik adlar alır. Bunlara divan edebiyatı nazım türleri de denir.

Tevhid: Allah’ın birliğini anlatan kasideler.
Münacaat:Allah’a yalvarmak,dua etmek amacıyla yazılan kasideler.
Naat:Peygamberimizi övmek için yazıl-an kasideler.
Medhiye: Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasideler.
Hicviye:Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasideler.
Mersiye:Devlet büyüklerinin ölümün-den duyulan üzüntülerin anlatıldığı kasideler.
Fahriye:Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları kasidelerdir.

KITA:
  • Belli bir uyak düzeniyle yazılmış olan,dizeleri arasında ölçü birliği bulunan;herhangi bir düşünce ya da duyguyu en az ikiden başlamak üzere,en çok on iki beyitte anlatan nazım biçimine denir.
  • Aruzun her kalıbıyla yazılır.
  • İki beyitten fazla olan biçimine “kıta-i kebire” denir.
  • Kıtada genellikle şairin mahlası yoktur.
  • Genelde beyitler arasında anlam birliği vardır.
  • Gazelden farklı olarak matla ve makta beyitleri yok.
  • Kafiyelenişi xa,xa,xa...
  • Daha çok felsefi ve toplumsal düşünceler, eleştiriler, hicivler kıta biçimiyle anlatır.


MESNEVİ :
  • Mesneviler öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir. (savaş, aşk, tarihi olaylar, evlenme ve sünnet törenleri, didaktik konular, din ve tasavvuf…)
  • İran edebiyatından geçmiştir.
  • Mesneviler, divan edebiyatında, bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.
  • Beyit sayısı sınırsızdır. Divan şiirinin en uzun nazım biçimidir.
  • Beyitler arasında anlamca bağlılık vardır.
  • Her beyit kendi arasında kafiyelidir. (aa,bb,cc,dd...)
  • Aruzun kısa kalıpları ile yazılır.
  • Beş mesnevinin bir araya gelmesiyle “hamse” oluşur.
  • Divan edebiyatındaki hamse sahibi ilk şairimiz Ali Şir Nevai’dir.
  • Türk edebiyatının ilk mesnevisi Yusuf Has Hacib(11.yy.)’in yazdığı Kutadgu Bilig’ dir.
  • Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin 25700 beyit olan ve 6 cilt tutan ünlü eseri de mesnevi adıyla bilinir.


MÜSTEZAT: 
  • Gazelin özel bir biçimine denir.
  • Bir uzun bir kısa dizeden oluşan nazım şeklidir.
  • Kısa dizelere ziyade denir.
  • Aruzun bir tek kalıbıyla yazılır.
  • Kafiyelenişi gazel gibidir.
  • Makta beyti yoktur.


2- Nazım Birimi Dörtlük Olanlar

RUBAİ:
  • İran edebiyatından geçmiştir.
  • Dört dizeden oluşur.
  • Kafiye düzeni aaxa şeklindedir.
  • Şarap,dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma,hayatın anlamı ve hayat felsefesi ve ölüm gibi konular işlenir.
  • Dizeler arasında anlam birliği vardır.
  • Kendine özgü 24 kalıbı vardır.
  • Rubai biçiminin en büyük şairi, İranlı Ömer Hayyam (12.yy.)’ dır.
  • Divan edebiyatında rubai yazmayı meslek edinmiş tek şair Azmizade Haleti(17.yy.)’dir.
  • Cumhuriyet döneminde Y.Kemal Beyatlı rubaileriyle tanınmıştır.


TUYUĞ:
  • Türklerin bulduğu bir nazım biçimidir.
  • Dört dizeden oluşur.
  • Kafiyelenişi rubai gibidir(aaxa).Tüm dizeleri uyaklı tuyuğlar da vardır.
  • Aruzun Failatün,Failatün,Failün kalıbıyla yazılır.
  • Konu sınırlaması yoktur.Rubaide işlenen konular tuyuğda da işlenir.
  • Halk şiirindeki maninin karşılıdır.
  • Azeri ve Çağatay edebiyatlarında gelişmiştir.
  • Nesimi, Kadı Burhaneddin, Ali Şir Nevai… tuyuğlarıyla tanınmıştır.


MURABBA:
  • Dörder dizelik bentlerden oluşur.
  • En az 3, en çok 7 bent halinde yazılır.
  • İlk dörtlük kendi arasında kafiyelidir.Diğer dörtlüklerin 4. dizeleri 1. dörtlük ile kafiyelidir.(aaaa,bbba,ccca,)
  • Murabbalarda övgü, yergi, dini ve öğretici konular işlenir.
  • Bizde bu türün en başarılı şairi Namık Kemal’dir.


ŞARKI:
  • Besteyle okunmak için yazılan,dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir.
  • Halk edebiyatındaki türkünün etkisiyle oluştuğu söylenebilir.
  • Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır.
  • Birinci dörtlükte 2. ve 4.;diğer dörtlüklerde ise 4. dize tekrarlanır.Bu dizelere nakarat denir.
  • Kafiye örgüsü abab,cccb,dddb veya aaaa,bbba,ccca gibi
  • Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı bir nazım şeklidir.
  • Günlük hayat,aşk,sevgi gibi konular işlenir.
  • Şarkı türünün en büyük şairi Nedim’dir.
  • Cumhuriyet döneminde Yahya Kemal de bu türde şiirler yazmıştır.
  • Lale Devri’nde(18.yy.) gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. 


3- Bentlerle Kurulanlar

MUHAMMES:
  • Beşer dizelik bentlerle kurulan bir nazım biçimidir.
  • Kafiye düzeni aaaaa,bbbba,cccca… biçimindedir.

* Başlıca Türleri:
a)Tahmis(Beşleme): Bir gazelin üstüne üçer dize eklenmesiyle oluşturulan muhammestir.
b)Taştir: Bir gazelin her beytinde iki dize arasına üçer dize eklenmesiyle oluşturulan muhammestir.
c)Tardiye: İlk iki bendinin son dizesi, diğer dizeleriyle uyaklı olmayan muhammestir. Şeyh Galib Türk edebiyatının en güzel tardiyelerini yazmıştır.

TERKİB-İ  BENT:
  • Bentlerde kurulan bir nazım şeklidir.
  • Her bent  7 ile 10 beyit arasında değişir.
  • Bent sayısı 5 ile 10 bent arasında değişir.
  • Gazeldeki gibi kafiyelenir.
  • Her bent arasında vasıta beyti bulunur.
  • Vasıta beytinin üstündeki beyitlerin tümüne “terkibhane” denir.
  • Talihten,hayattan şikayet;dini , tasavvufi ve felsefi düşünceler anlatılır.
  • Terkib-i bentlerde her bentten sonra vasıta beyti değişir.
  • Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa bu nazım biçiminin usta şairlerindendir.


TERCİ-İ BENT:
  • Biçim ve uyak yönüyle Terkib-i Bende benzer.
  • Terkib-i Bentte değişen vasıta beyti Terci-i Bentte değişmez.
  • Vasıta beytinin aynen tekrarlanması bütün bentlerde aynı konuyu işlemeyi zorunlu kılar.
  • Her bent terci-hane ve vasıta olmak üzere iki bölümden oluşur.
  • Felsefi konular,Allah’ın kudreti, kainatın sırları, tabiatın zıtlıkları gibi konular işlenir.
  • Ziya Paşa terci-i bentleriyle ünlüdür.

NOT:
  • Ünlü bir şairin şiirine başka bir şair tarafından aynı ölçü ve kafiye ile yazılan benzerlerine “nazire” denir.
  • Ünlü bir şiire, aynı ölçü ve kafiye ile şaka yollu ve alay edilerek yazılmış nazirelere “tehzil” denir.
  • Bir mısra veya beytin, başka bir şair tarafından herhangi bir nazım biçimine tamamlanmasına ve bu şekilde oluşturulmuş şiirlere “tanzim” denir.


DİVAN EDEBİYATI ŞAİRLERİ

HOCA DEHHANİ (13.YY.):
  • Divan şiirinin ilk temsilcisi, din dışı divan şiirinin kurucusu sayılır.
  • Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Konya’da Selçuklu sarayına girmiş, 3.Alaaddin’in emriyle “Selçuklu Şehnamesi” ni yazmıştır.
  • Vatan hasretini yansıtan şiirlerini Divan’ında toplamıştır.
  • Arapça, Farsça ve Türkçe’ye aynı değeri verir.

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ (1201-1273):
  • Tasavvuf edebiyatının en önemli sanatçısıdır.
  • Mevlevi tarikatını kurmuş, “Mesnevi” adlı eseriyle İslam dünyasını etkilemiştir. Mesnevi Farsça yazılmıştır.
  • Mesnevisinde tasavvufun açıklanması ile ilgili hikayeler, semboller, öğütler vardır.
  • Mevlana sanatı mabede sokar, sanatı ibadetten sayar.
  • Onun için hayatın her anı, her davranış; şiir, müzik, sema ve bütün güzel sanatlarla uğraşmaktan ibarettir.
  • Allah’a ulaşmanın tek yolu,insandaki nefsi yenmek,  üstün insan olmaktır.
  • Ölümü “şeb-i arus” (düğün gecesi) olarak telakki eder.
  • Eserlerini dönemin edebiyat dili olan Farsça ile yazmıştır.
*ESERLERİ:
-Mesnevi
-Divan-ı Kebir:En coşkun olduğu dönemlerde söylediği gazel ve rubailerinin toplandığı eser.
-Fih-i Mafih:Mevlana’nın bazı düşünce ve sözlerinin toplandığı eseri.
-Mektubat: Selçuklu büyüklerine yazılmış 147 mektubu içerir.
-Mecalis-i Seba: Yedi hutbe yer alır.Hutbelerden sonra açıklayıcı öykülere geçilir.
-Rubailer


SULTAN VELED (1226-1312):
  • Mevlana’nın oğludur.
  • Ömrü boyunca Mevlevilik tarikatını yaymaya çalışmıştır.
  • Farsça şiirlerin yanında Türkçe şiirler de yazmıştır.
*ESERLERİ:
-İbtidaname
-İntihaname
-Rübabname


GÜLŞEHRİ (1250? – 1335)
  • Esas adının Şeyh Ahmet olduğu sanılmakta-dır.
  • Gençliğinde tasavvuf ve edebiyat öğrenmiş-tir.
  • Arapça ve Farsça öğrenmiş;ancak şiirlerini Türkçe yazmıştır.Türkçeyi sanat dili haline getirmeye çalışmıştır.
  • Düşüncesi ve edebi kimliği bakımından bir tasavvuf şairi olmakla birlikte, Türkçeyi idealist bir görüş ve duyuşla kullanmıştır.
*ESERLERİ:
-Mantıku’t-Tayr,
-Felekname (Farsça olarak kaleme almıştır.)
-Aruz Risalesi
-Kudûri Tercümesi


AŞIK PAŞA (1272-1333):
  • Kırşehir doğumludur.
  • Anadolu Türkleri arasında tasavvufu yaymak için uğraşmıştır.
  • Türkçenin gelişmesi ve yayılmasında hizmetleri bulunan ilk Türkçeci şairlerimizdendir.
  • Yunus Emre’nin etkisinde kalan, hem hece hem de aruzla şiirler yazmıştır.
  • En önemli eseri “Garibname” adlı eseridir.(Bu eserinde devrin aydınlarından, Türkçeye gereken önemi vermemelerinden dolayı sitemle bahseder.

AHMEDİ (1334-1413):
  • 14.Yüzyıl’ın en önemli şairidir.
  • İran edebiyatının tüm güzellik ve zenginliklerini edebiyatımıza aktarmaya çalışmıştır.
  • Zekaya dayanan ölçülü şiirleriyle divan edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmuştur.
  • Tamamen din dışı konularda şiirler yazmıştır.
  • Dili, kendinden önce yetişen sanatçılardan ağırdır.
*ESERLERİ:
-İskendername
-Cemşid ü Hurşid


KADI BURHANEDDİN(1344-1398):
  • Kayseri kadısının oğludur.Macera dolu bir hayat sürmüş,kendisi de kadılık yapmıştır.
  • 1381’de Sivas’ta tahta çıkmış ve 18 yıl Sivas sultanlığı yapmıştır.
  • Çoğunu aruz, bir kısmını da hece ile yazdığı Türkçe şiirlerinde Azeri şivesini kullanmıştır.
  • Gazel ve tuyuğlarıyla tanınmıştır.
  • Arapça ve Farsça şiirlerinin yanında Türkçe Divan’ı vardır.

NESİMİ(?-1404):
  • Bağdat doğumlu olan Nesimi için üslubundan dolayı  “Divan şiirinin Yunus Emresi” denir.
  • Hurufilik tarikatini yaymaya çalışmıştır.
  • Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüştür.
  • Şiirlerini Azeri Türkçesi’yle yazmıştır.
  • Şiirlerinde düzgün bir anlatım, coşkulu bir lirizm vardır.
  • Ölümünden sonra özellikle Bektaşiler arasında kutsallaştırılmıştır.
  • Tuyuğlarıyla tanınır.

ŞEYHİ (1371-1431):
  • Germiyanoğulları ve Osmanlı saraylarında bulunmuş devlet büyüklerine kasideler sunmuştur.
  • İran’da tasavvuf ve tıp eğitimi almıştır.
  • Padişahtan aldığı tımarın verilmemesi üzerine “Harname”yi yazmıştır.İkinci Murat’a sunduğu söylenir.
  • “Harname” 126 beyitlik küçük bir mesnevidir. Fabl türünün bir örneğidir.Didaktik ve alegorik bir eserdir.
  • Divan şiirinin ortak malzemesini derli toplu kullanan ilk şairdir.
*ESERLERİ:
-Harname
-Hüsrev ile Şirin


AHMET PAŞA ( ? – 1497):
  • Fatih Sultan Mehmet’in yol arkadaşı,hocası ve veziridir.
  • Gazel, kaside ve murabbalarıyla ün kazanmıştır.
  • Din dışı konularda şiirler yazmıştır.
  • Kendinden sonraki Türk şairlerini etkilemiştir.
  • Tek eseri Türkçe yazdığı Divan’dır.

ALİ ŞİR NEVAİ (1441-1501):
  • Büyük bir devlet adamı ve büyük bir edebiyatçıdır.
  • Türkçenin Farsçadan üstünlüğünü ortaya koymaya çalışmıştır.
  • “Muhakemet’ül Lügateyn” adlı eserinde Türkçeyle Farsçayı karşılaştırarak Türkçenin daha üstün bir dil olduğunu söyler.
  • Sanatıyla birçok Divan şairini etkilemiş bilinçli bir Türk milliyetçisidir.
  • Türk dil birliğini kurmaya çalışmış ve bu amaçla şiirleri yazmıştır.
  • Çağatay lehçesini kullanmıştır.
  • Beş mesneviden meydana gelen hamse sahibidir.
  • Düz yazıları da vardır.
*ESERLERİ:
-Mahzenü’l –Esrar (Sırlar Hazinesi)
-Mantıku’t-Tayr (Kuşların dili)
-Mecalisü’n-Nefais (İlk şairler tezkiresi )
-Mizanü’l-Evzan(Vezinlerin terazisi “aruz ölçüsünü sistemleştirmeye çalışmıştır.”)
-Muhakemet’ül Lügateyn(Türkçe ile Farsçayı karşılaştırmış Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu belirtmiştir.)


NECATİ(BEY)( ?- 1509):
  • Ahmet Paşa’dan sonra 15.yy.ın en ünlü divan şairidir.
  • Şiirlerinde atasözlerine ve halk söyleyişleri-ne yer vererek Divan edebiyatında “Mahallileşme” akımını başlatmıştır.
  • Divan şiirine yerli ve milli bir özellik katmış, yön vermiştir.
  • Derin anlamları çağındaki herkesin anlayabileceği bir şekilde dile getirmiştir.
  • Türkçeyi, Arapça ve Farsçanın etkisine karşı korumaya çalışmıştır.

FUZULİ(1495-1565):
  • Asıl adı Mehmet’tir.Tüm yaşamını Irak topraklarında geçmiştir.
  • Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biridir.
  • Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır.
  • Divan şiirinin en lirik şairidir.
  • Aşkı kendine özgü bir üslupla ve bütün boyutlarıyla işlemiştir.
  • Şiirlerinde özellikle tasavvufu işlemiştir.
  • Şiirlerinde aşk acısıyla kıvranırken, bu acılardan duyduğu mutluluğu dile getirir.
  • “Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibi olur” düşüncesindedir.
  • Gazel ve kasideleriyle tanınmıştır.
  • Kendinden sonra gelen divan şairleri, şiirde onun seviyesine yaklaşabilmek için şiir yazmaya çalışmışlardır.
*ESERLERİ:
-Beng ü Bade(Şarap ve Esrar)-Şah İsmail’e takdim edilmiştir.
-Leyla ile Mecnun (İlahi aşk anlatılmış, en güzel şekilde yazılmıştır.)
-Hadikatü’s-Süeda(Kutlu Kişiler Bahçesi) – Kerbela olayı anlatılmıştır.
-Rind ü Zahid
-Sıhhat ü Maraz(Sağlık ve Hastalık),
-Şah ü Geda(Şah ve Kulları)
-Enisü’l-Kalb(Gönül Dostu)
-Terceme –i Hadis-i Erbain
-Şikayetname
-Türkçe Divan
-Arapça Divan
-Farsça Divan


SÜLEYMAN ÇELEBİ(15.YY.):
  • Çağına göre sade bir Türkçe ile yazmıştır.
  • Edebiyatımızdaki en güzel mevlidi yazmıştır.
  • “Vesiletü’n-Necat” ( Kurtuluş Yolu ) adlı mesnevisi ünlüdür.

BAKİ (1521-1600) :
  • İyi bir Medrese eğitimi görmüş ve çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır.
  • 16.yy.da “Sultanu’ş-Şuara” adıyla anılmıştır.
  • Şiirlerde tasavvufa yer vermiştir.Genellikle din dışı konuları işlemiştir.
  • Baki’ye göre insan Dünya nimetlerinden zevk almasını bilmelidir.
  • Aşk,tabiat ve devrinin ihtişamı şiirlerinde yer alan başlıca konulardır.
  • Gazel türünün tanınmış şairlerindendir.
  • Dili kullanmada başarılıdır.Şiirlerinde İstanbul Türkçesini kullanmıştır.
  • Divan şiirinin tüm kurallarını, edebi sanatları şiirde ustaca kullanmıştır.
  • Ahenkli,akıcı,zevkli bir dili vardır.
  • Söz sanatlarını başarıyla kullanır.
  • Türkçe Divanı ile nesir türünde Fezailü’l-Mekke adlı eseri vardır.
  • Divan’daki Kanuni Mersiyesi önemlidir.

BAĞDATLI RUHİ( ? – 1605):
  • Daha çok sosyal konuları işlemiştir.
  • Terkib-i bendinde ve gazellerinde yer yer tasavvufun etkileri görülür.
  • Bilgili, çok gezen, rind açıksözlü bir şairdir.
  • Ömrünün sonuna doğru yazdığı terkib-i bendiyle ün kazanmıştır.
  • Bu şiirinde döneminin insanlarını, ikiyüzlülüklerini, ahlakça düşük taraflarını eleştirmiştir. Bu nedenle bir çok şair bu esere nazire yazmıştır.Eserindeki dil sade ve sanatlardan uzaktır.
  • Şairin bir Divan’ı vardır.

NEFİ (1582-1636):
  • Erzurumludur.İyi bir eğitim görmüştür.
  • Padişahlara ve ileri gelenlere yazdığı kasideleri ve hicivleriyle tanınır.
  • Divan şiirinin en büyük övgü ve yergi şairidir.
  • Ölçüsüz birimidir. Övdüğünü göklere; kötülediğini yerin dibine sokar.
  • Kasideleriyle tanınır.
  • Dili süslü ve sanatlıdır.Dilini çok iyi kullanır.
  • Hicivlerini “Siham-ı Kaza” isimli eserinde toplar.
  • Bunun dışında Türkçe ve Farsça divanları vardır.


NABİ (1642-1712):
  • Divan edebiyatında didaktik şiirin en büyük ustasıdır.
  • “Şeyhü’ş-Şuara” ünvanına sahiptir.
  • Şiir ile düşünceyi birleştiren şair olarak görülür.
  • Şiirlerde hikmetli sözlere,atasözlerine yer verilmiştir. Dili akıcı ve pürüzsüzdür.
  • Şiirlerde toplanan düzensizlikleri hayatın kişiyi kötülüklere götüren yönlerini göstermeye çalışmıştır.
*ESERLERİ:
-Hayriyye (Didaktik bir mesnevidir.Oğluna öğütler verir, deneyimlerini anlatır.)
-Hayrabat (didaktik mesnevidir. )
-Tühfetü’l-Harameyn( Hac yolculuğunu anlatır. )
-Münşeat
-Surname(4.Mehmet’in şehzadelerinin sünnet törenlerini anlatır. )


NEDİM (1681-1730):
  • Lale devrini yaşamış ve şiirlerinde yansıtmıştır.
  • Şiirlerdeki zevk,sefa,eğlence,nükte,musiki bir aradadır.
  • Şiirdeki inceliğe büyük önem verilir.
  • Divan edebiyatının kuralları dışına çıkmıştır.Kendine özgü bir dil oluşturmuştur.
  • Edebiyatımızda mahallileşme cereyanı Nedim’le başlamıştır.
  • İstanbul Türkçesini şiire getirmiştir.
  • Şiirde İstanbul’un mesire yerlerini anlatır.
  • Dini konulara hiç yer vermemiştir. Dili açık,yalın,ahenklidir.
  • “Şarkı” türünün bulucusu ve önemli bir ismidir.
  • Soyut bir dünyası olan Divan şiirine somutu sokmayı başarmış, kendine özgü mecazları, mazmunları ve sade bir İstanbul Türkçesiyle Divan şiirinde önemli bir yer edinmiştir.
  • Gazelleriyle ünlüdür. Divanı vardır.
  • Divanda hece vezniyle yazılmış bir de türkü vardır.

ŞEYH GALİP (1757-1799) :
  • Divan edebiyatının son büyük şairidir.
  • Mevlevi tarikatının üyesi olmuş, Galata Mevlevihanesi’nde şeyhlik yapmıştır.
  • Divan şiirinin daralan ufkunu yeni imajlarla genişletmiştir.
  • Tasavvuf düşüncesini şiirleştirmiş,Allah aşkını dile getirmiştir.
  • Süslü ve çeşitli söz sanatları ile yüklü,ağır bir dili vardır.
  • Sebk-i Hindi adı verilen üslubun edebiyatımızdaki temsilcisidir.
  • Düşünce ve tasvirlerdeki örülü yoğun bir hayal gücü vardır.
  • Şiirlerinde musiki önemlidir.
  • Tardiyye biçimini ustaca kullanmıştır.
  • Şairin hece ile yazılmış bir türküsü de vardır.
*ESERLERİ:
-Hüsn ü Aşk: Nabi’nin “Hayrabad” adlı mesnevisinden daha güçlü bir eser yazabileceğini kanıtlamak için bu eseri yazar.Eserde ilahi aşk yolunda, kişilerin katlanması gereken zorlukları işler.Alegorik bir eserdir



DİVAN EDEBİYATI YAZARLARI

SİNAN PAŞA(15.YY.):
  • 15.yy. Divan edebiyatının süslü nesir yazarıdır.
  • En önemli eseri “Tazarruname”dir.
  • Bu eser secilerle ve söz oyunlarıyla sanat göstermek amacıyla yazılmıştır.
  • Cümlelerin bağlaçlarla bağlanması; uzun cümlelere yer verilmesi eserin dikkati çeken önemli özelliklerindendir.

MERCİMEK AHMET(15.YY.):
  • 15.yy. sade nesir örnekleri veren sanatçıdır.
  • En önemli eseri “Kabusname”dir.
  • Eser didaktik nitelikli olup hemen herkesin anlayacağı biçimde kaleme alınmıştır.
  • Eser aslında bir çeviridir. 2.Murat tarafından açık bir anlatımla tercüme edilmesi istendiği için dilimize çevrilmiştir.

KATİP ÇELEBİ(1609-1657):
  • İstanbul doğumludur.
  • Uzun yıllar divan katipliği yapmış,çeşitli seferlere çıkmıştır.
  • Arapça,Farsça,Fransızca ve Latince bilir.
  • Tarih, coğrafya, bibliyografya, toplumbilim alanlarında yazılmış güçlü eserleri vardır.
  • Daha çok didaktik amaçlı eserler vermiştir.
  • Eserlerinin bazılarında sade nesir; bazılarında ise orta nesir özellikleri görülür.
*ESERLERİ:
-“Cihannüma“ adlı coğrafya eserinde Japonya’dan Irak sınırına kadar olan ülkelerin coğrafyasını, kısa tarihini, bitkiler ve hayvanlar dünyasını anlatır.
-“Fezleke” adlı eserde 17.yy.ın tarihi olaylarını işler.
-Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar” da Türk denizcilik tarihinden söz eder.
-“Keşfü’z-Zünun”bibliyografya sözlüğüdür.
-“Mizanü’l-Hak fi İhtiyari’l-Ahakk” ta dönemin tartışma konularını aktarır.


EVLİYA ÇELEBİ:
  • Babür Şah’ın “Babürname” ve Seydi  Ali Reis’in “Mir’atü’l-Memalik” adlı eserlerinden sonra edebiyatımızda gördüğümüz, adıyla anılan önemli bir seyahatname örneğini Evliya Çelebi yazmıştır.
  • Osmanlı topraklarının hemen her yerini dolaşmıştır. Bunun yanında komşu ülkeleri, Kuzey Afrika’yı, Avrupa’nın bir bölümünü dolaşmıştır.
  • Eserinde 17.yy. toplumlarının yaşayışlarını, gelenek, töre, kültür ve uygarlıklarını anlatması bakımından önemlidir
  • Söyleyeceklerini çoğunlukla açık, anlaşılır,ama abartılı bir anlatımla hikaye etmiştir.
  • Yabancı sözcükler kullandığı uzun cümleleri de vardır.

Author & Editor

Merhaba Sevgili Öğrenciler,
Farklı bir platformda buluşuyoruz. Artık derslerimiz bu site ile birlikte daha verimli olacak. Sizler için hazırladığımız ders notlarına,buradan ulaşabilirsiniz. Zaman ilerledikçe yeni ders notları ve uygulamaları da ekleyeceğiz. Hepinize başarılar diliyoruz.

Hayatta muvaffak olmak için üç şey lazımdır: Dikkat, intizam, çalışma.” diyor Mevlana.
İyi çalışmalar..

0 yorum:

Yorum Gönder

Facebook'ta Bize Katıl